Showing posts with label semt. Show all posts
Showing posts with label semt. Show all posts

Friday, April 11, 2014

Inside Istanbul: Kadıköy - Çikolata Dükkanı, Pappa Cafe, Baylan

Moda- Çikolata Dükkanı

























Kadıköy'ü çok seviyorum. Her zaman benim için ayrı, özel bir tarafı var. Geçtiğimiz günlerde vapura atlayıp
Moda Caddesi'ne gittim. Uzun zaman önce gözüme kestirdiğim Çikolata Dükkanı'na uğradım ve bir kutu
el yapımı çikolata ile ayrıldım. Krokanlı, hindistan cevizli truffe, çilekli ve fındıklı olanlarından aldım. O kadar
lezzetli geldiler ki; bir sonraki gidişimi iple çekiyorum. Eğer siz de çikolata seviyorsanız kesinlikle Çikolata
Dükkanı'na uğramalısınız ve birkaç çeşit çikolata almalısınız. Hepsinin tadı yoğun ve Belçika'dan, İsviçre'den
gelen çikolataları hiç aratmıyor. Özellikle sütlü çikolata ve truffe sevenler için bu adres bir yere not edilmeli!

-- Caferağa Mah. Yenifikir Sok. No:1 Kadıköy


mutluluğun resmi!



























Pappa Cafe


























Aynı gün uğradığım bir diğer adres de; Pappa Cafe idi. Moda Caddesi üzerinde yürürken solda Bademaltı
Sokak'tan sapıp karşınıza ilk çıkan paralel sokağa giriyorsunuz; yani Ruşenağa Sokak. Orada yer alan sıcak
samimi havasıyla ilk anda kalbimi kazanan bu minik kafede çay, kahve içebilirsiniz; sakince kitap 
okuyabilirsiniz. İç kısımda taze poğaçalar, sandviçler, kekler ve kişler var. Ama en çok da pembe renkte
olan ve kavanozlarda ikram edilen tatlılalarından tavsiye ederim! "Rahatça kahvemi içebileceğim, minik tatlı
kafeler arıyorum" diyenlerdenseniz; Pappa Cafe'ye bir an önce uğrayın.

-- Ruşenağa Sok. No:18 Moda

Eskici Dükkanı



























Aynı sokak üzerinde yer alan bir diğer yer de; Eskici Dükkanı. Eviniz için ikinci el eşya arıyorsanız, aklınıza
gelebilecek birçok şeyi bir arada bulabileceğiniz bu dükkana da uğrayın.

Baylan - kup griye!


























Son olarak size bahsedeceğim yer; gayet tanıdık bildik Baylan Pastanesi! Uzun yıllardır kalbimin bir
köşesinde yer alıyor bu güzel pastane. Umarım diğer pastaneler gibi kapanmaz bir gün.
Gitmişken bir kup griye söyleyin, yanına da taze demlenmiş çay. Çıkarken de birkaç tane makaronundan
almayı unutmayın.
--Hayatımda hiç makaron yememiştim fakat geçtiğimiz günlerde evimize gelen tatlı insanlar
bize Ladurée dan ve Baylan'dan makaron getirmişler. Umduğumdan daha çok sevdim. Bundan böyle arada
yerim :)

**
This Inside Istanbul column is for Turkish readers. I wrote about a chocolate store for chocolate 
lovers; which name is Çikolata Dükkanı. Another cafe is Pappa Cafe in Moda, where you can find a 
cozy & peaceful athmosphere while reading your book, and sipping your coffee. Also near this cafe
you can find a second hand stuff store; Eskici Dükkanı. Laslty, a french-style patisserie; Baylan where
you can eat the most delicious desserts!



instagram / flickr  facebook




Monday, December 23, 2013

Inside Istanbul: Karaköy - Bando ve Naif Cafe

Bando

























Siz de benim kadar Karaköy'ü seviyorsanız bu postu okumanızı tavsiye ederim. Karaköy değişti, kimilerine
göre güzelleşti, kimilerine göreyse o kadar çok mekan doldu ki eski naif ve mütevazi havasını kaybetti. Ben
aslında her iki görüşe de katılıyorum ama bu semti sevmeye hala devam ediyorum. Sahilinden kalkan 
vapurlara bakmak, canım meze çekince rakı-meze yapmaya Karaköy Lokantası'na gitmek, akşamları 
tarihi yarımadayı ışıl ışıl buradan izlemek, Fransız Geçidi'nden geçerken nostaljiye kapılmak, 
Karabatak'ta sessiz sakin kitap okumak, Muhit'te taze naneli limonata içmek ve yeni açılan yerleri 
keşfetmek hoşuma gidiyor.

Bando

Geçenlerde Karaköy'e uzun zamandır gitmediğimi fark ettim. En son Dem'e gitmiştim çaylarını tatmaya...
Geçen hafta da, Bando'ya yolumuz düştü. Öncelikle şunu söylemeliyim; atmosferi çok tatlı. Kırmızı kareli
örtüleri, mutfağından gelen mis gibi kokuları, arkada çalan iyi müzikleri, antika piyanosu ve tiramisu tatlısı
beni kendine çekmeye yetti. Kahvaltısı da güzelmiş duyduğuma göre ama ben tiramisu tatlısına ve 
kahvelerine bayıldım. Fiyatları da diğer "Karaköy mekanlarına" göre oldukça uygun, aklınızda bulunsun!

-- Kemankeş Mah. Denizciler Sok. No: 2/A Karaköy

Naif


























Bir diğer uğradığım mekan da; girişindeki mavi tonlarıyla bizi Karaköy'ün havasından alıp Ege taraflarına
götüren, geniş ve ferah bir iç mimarlığa sahip Naif. Dekoru da bir o kadar eğlenceli, sizi ilk 5-10 dakika
boyunca incelemeye davet ediyor. Kurutulmuş biberler, duvarında asılı porselen tabaklar, ahşap dokusu...
Yemekleri oldukça lezzetli, çoğu Ege yöresine ait tanıdık tatlar. Kahvaltısını da sevdim fakat
favori kahvaltı mekanlarımın arasına ne yazık ki giremedi... (Bir ara bu listeyi de paylaşırım)

Naif


























Eğer karnınızı, yemeklerin malzemesinden ve doğallığından şüphe duymayacağınız bir mekanda doyurmak
isterseniz, Karaköy'deki Naif'e uğrayın.

-- Kemankeş Karamustafa Paşa Mah. Mumhane Cad. No:52

Ayrıca yolunuz Karaköy'e düşerse, tasarım dükkanı BrandZoo'ya uğramayı, Unter'de kokteyl içmeyi ve
Elipsis Galeri'nin sergisini gezmeyi unutmayın!
*Sonraki Karaköy postlarında da, Balthazar, Mums ve Wom Cafe hakkındaki düşüncelerimi paylaşacağım.

**
This Inside Istanbul column is for Turkish readers. I wrote about two cafes; Bando and Naif which are
both in the same neighborhood; Karaköy.


instagram / flickr  facebook


Tuesday, December 3, 2013

Inside Istanbul: Kuzguncuk



Geçtiğimiz Mayıs ayında Kuzguncuk'a ilk kez gitmiştim ve bu semti çok sevmiştim. Aylar geçti ve Kasım'ın
son günü yine gidelim dedik. Bu bölgeyi bir de hava soğukken gezdik. Kanlıca ve Arnavutköy'ü ne kadar
çok seviyorsam, burayı da bir o kadar seviyorum. Bakir olan ve rengini kaybetmemiş bütün semtler benim
için çok özel. Kuzguncuk da bunlardan biri...
























Havanın soğuk olmasına aldırmayarak önce Kuzguncuk sokaklarında dolaştık. Sahaflar, manavlar,
kırtasiyesi ve eski yapılarıyla beni yeniden büyüledi. Acıkınca da kendimizi Betty Blue'ya attık.
Betty Blue adından da tahmin edeceğiniz gibi masmavi, sıcacık bir mekan. Ev yemekleri açık mutfağında
pişerken, gözlerinizi duvarlardan ve maviden alamıyorsunuz. Lezzetli yemeklerinden sonra, meyveli
muhallebisinden söyledikten sonra yeniden Kuzguncuk sokaklarını keşfetmeye hazırdım!

-- İcadiye Cad. 21/A
























Önce, geçen sefer tam olarak gezemediğim ve içimde kalan "Evvel Zaman İçinde" isimli ikinci el
dükkanına girdik. Beğendiğim bütün elbiseleri, etekleri ve ceketleri denedim. Yakası kürklü 60'lardan kalan
bir ceket aldım. Eğer ikinci el giysi ve aksesuarları seviyorsanız buraya kesin uğrayın fakat sadece kadınlar
için parçalar var, aklınızda bulunsun.

-- Perihan Abla ve Yenigün Sok. Köşesi, 20/1

Dükkandan çıkar çıkmaz, bir gece önce izlediğim Juliette Binoche'un da oynadığı Chocolat filminin
etkisinden olacak ki, radarlarım açıldı ve beni bir şeyler Lebossi Chocolate'a doğru çekti. Buraya girer
girmez, mis gibi kakao ve kahve çekirdeği kokuları geliyor burnunuza. Çikolataların hepsi içeride yer alan
mutfakta yapılıyor. Ayrıca çok hoş bir şekilde şişelenen kakao çekirdekleri de damağa hitap eden hediye
arayanlar için iyi bir fikir olabilir ;)


























Girişte yer alan minik masada en son yapılan taze çikolatalar yer alıyor: frambuazlı, cappuccinolu, bitter ve
fındıklı... Ben hepsinden birkaç tane paketletip, evde sıcak çikolata eşliğinde yedim. Favorim; muzlu ve
cappuccinolu çikolatalar oldu. Eğer çikolataya karşı özel bir sevginiz varsa ve çikolata yapan butik
dükkanlar arıyorsanız, burayı es geçmeyin!


























Bu sevimli çikolata dükkanında  isterseniz birkaç çikolata seçip, oturarak bir fincan kahve eşliğinde
yiyebilirsiniz, isterseniz de paket yaptırıp eve götürebilirsiniz. Belçika çikolatalarına bayılan biri olarak,
Lebossi'nin çikolatalarına da bayıldığımı söyleyebilirim.

-- İcadiye Cad. 86/A
























Lebossi'den zar zor dışarı atınca kendimizi sıra Kuzguncuk'un binalarını keşfetmeye geldi. 19. Yüzyıl'dan
kalma evlere baktıkça, bu semtin o yıllardaki hallerini hayal etmeden duramadım. Sonra biraz daha yürüyüp,
Kuzguncuk'un en sevdiğim binalarından biri olan: C.P Simotas'ın binası önüne geldik ve birkaç fotoğraf
çektik. 1923 yılında Arditi adında Musevi bir İstanbullu, Simotas adında bir Rum mimardan, ailesi ile 
birlikte ikamet etmek için bir bina yapmasını rica ediyor. Arditi ailesi zaman zaman da apartmanın 
bir bölümünü Kuzguncuk sakinlerine kiraya veriyor. Sonrasında Simotas Binası tüp atölyesi, toka 
imalathanesi gibi farklı amaçlar için kullanılıyor... Derken günümüzde de, içerisinde mimar, reklamcı ve
farklı sektörlerden insanların iş yerleri yer alıyor.
























Son olarak tavsiye edeceğim yer de; Kuzguncuk Balıkçısı. Eğer balık yemeyi seviyorsanız burayı tercih 
edin. Hatta hava iyiyse dışarıda oturmanız ve gelen geçen insanları seyretmeniz de oldukça keyifli olacaktır.

-- İcadiye Cad. Perihan Abla Sok. No:3























Eve sebze-meyve almak isterseniz de, Kastamonu Köy Pazarına uğramayı unutmayın. Bu manavın
çevresindeki kahvelerde insanlar oturuyor. Yazın da, kışın da. Ve birbirlerine selam vererek, mahalledeki
herkesi tanıyarak huzur içinde yaşıyorlar. Belki de Kuzguncuk'u hala güzel kılan bu samimiyet ve herkesin
birbirini tanıyor olması. Umarım bu durum hiç değişmez ve Kuzguncuk hep böyle kalır...


























Bir sonraki keşif turunda görüşmek üzere! Esen kalın.

**
This Inside Istanbul column is for Turkish readers. I wrote about a silent neighborhood; Kuzguncuk
and its places which are so beautiful to draw attention when you're walking around.

+ follow me on Bloglovin 

instagram / flickr  facebook

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...